Ana Sayfa
Haberler
İlçe Temsilcileri
Köşe Yazıları
Anket
Vefat Taziye
Kutlamalar
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Anlaşmalar
İLETİŞİM
ADRES
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR

TELEFON
0 232 445 14 36

FAKS
0 232 445 16 41
Haberler - KEMALPAŞA İLÇE TEMSİLCİLİĞİ KAHVALTI ETKİNLİĞİ

 Kemalpaşa İlçe Temsilciliğimiz tarafından düzenlenen kahvaltı etkinliği Kemalpaşa Nif Kadırga tesislerinde Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreterimiz Sami Özdemir, Şube Başkanımız Merih Eyyup Demir, Şube Yönetim Kurulu üyelerimiz Ufuk Akış ve Ahmet Sertan Şirin, Buca İlçe Temsilcimiz İsmail Çelik, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri ve çok sayıda üyemizin katılımı ile gerçekleştirildi. Etkinliğin açış konuşmasını Kemalpaşa İlçe Temsilcimiz İsmail Uysal yaptı. Uysal, konuşmasında eğitim sistemimizin içerisinde bulunduğu durum ile ilgili genel açıklamalarda bulundu. Özellikle memurumuzun özlük hakları ile ilgili mücadelemizde eğitim çalışanlarının desteklerini beklediğimizi ifade etti. Etkinlikte bir konuşma yapan Şube Başkanımız Merih Eyyup Demir gündeme dair şu değerlendirmelerde bulundu:

Son dönemde devletin en temel sorunlarından biri, taşeron çalışanlarımız oldu.  Memur ile işçi ayrımının "çalışan" adı altında birleştirilmesi ve sorunların bu şekilde çözülmesi için yapılan son çalışmalarda, sendikaların bu konuya destek olmadığı belirtildi. Aslında bu konuyu en üst perdeden dile getiren tek sendikacı Genel Başkanımız İsmail Koncuk'tur. Artık kişiye özel sendikacılık yapan, malum sendikayı hepimiz görüyoruz. Memurun iş güvencesiyle ilgili bakanlıklar çapında çalışmalar yapılırken, bunların sesi çıkmıyor. Ancak 17 Aralık çerçevesinde, siyasi yapıyı ilgilendirmesine rağmen birileri ortaya çıkarak eylemler yaptı. Daha önce toplu sözleşme hakkı elde ettik dediler ve bunu büyük bir kazanım olarak gösterdiler. Ancak görüşmeler sonunda yine büyük bir hüsran yaşadık. Memuru masada bıraktılar ve hükümetin teklif ettiğinden daha düşük bir fiyata imza attılar. Bunu da topluma büyük bir başarı olarak lanse ettiler. Normalde  1 ay sürmesi gereken görüşmeler, aceleyle 15 gün içinde bitti.

KARA BİR LEKEDİR

1 Mart tarihinde 6528 Nolu yasa milli eğitimi temelinden sarsacak bazı maddelerle doludur. İl müdürleri ve ilçe müdürlerinin görevleri sona erdi. Ayrıca yaptığımız çalışmalara göre 80 bin okul yöneticisinin de görevleri bitecek. Bu durumu malum sendika, alanda etik dışı kullanmaya  başladı. Sendikal kimliği olmayan ve bürokrasiyi temsil eden kişilerin, atama yetkisi Vali'de olmasına rağmen,  "Seni buraya atayacağız" diyerek baskı yaptıkları duyumu eğitim camiamızı rahatsız etmektedir. Bu durum sendikacılık tarihinde kara bir lekedir. Biz, "önce ülkemiz" ilkesi çerçevesinde hareket ediyoruz. Aynı zamanda  üyelerimizin ve toplumun menfaatini de düşünmek zorundayız. Kişiye özel sendikacılığı da hiçbir zaman yapmadık ve yapmayız. Bugüne kadar bir kişinin canı yanıyorsa onun için sonuna kadar mücadele ettik. Ama hiçbir zaman, okul yöneticiliğine kadar "ben atarım" süreci içinde olmadık. 

BASKI YAPIYORLAR

Sayın Valimize de, yapılanların yanlış olduğunu izah ettim. Devletin kaynaklarıyla yapılan işlemlerin ahlaki ve doğru olmadığını anlattım. Okullarda valinin yetkisini kullanan bu kişileri herkesin insafına bırakıyorum. Sayın Valimizden son 1 ay içerisindeki sendikal gelişmeleri takip etmesini istedim ve o zaman sonucu göreceğini söyledim. Bu ahlak dışı faaliyetleri esefle kınıyoruz.  Bu süreç tarihi bir süreçtir. Biz memurun, mücadelesini veriyoruz. Biz devlet memuru diyoruz, onlar bunu kaldıralım ve çalışan yapalım diyorlar. Bu tanım 1915 olaylarının tartışmaya açıldığı bu dönemde, devleti de tartışmaya açar. 

SORUNLARIMIZ BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR

Ünlü tarihçi Yusuf Halaçoğlu, 1915  olaylarını tüm gerçekliğiyle ortaya koydu. Bu durumu Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili, yeni manevra olarak değerlendiriyorum. Son dönemde özellikle milli eğitim yasasıyla ilgili süreçle birlikte, kendi sorunlarımıza eğilemedik. Ama tabi ki bizim temel sorunlarımız da çözülmüş değil. 2004 yılında çıkarılan ve hala hakkında bir şey yapılmayan bir uzman öğretmenlik konusu da var. Milli eğitim maalesef en çok bakan değiştiren kurum olarak adlandırılmaktadır. Bu durumu kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum. Değişen bir şey var mı diye soracak olursanız, Anadolu tabiriyle eskit as eski hamam devam ediyoruz. Anlayış değişikliğini gerçekleştiremediğimiz, siyasetin dışına çıkamadığımız sürece değişen fazla bir şey olabileceğini de düşünmüyorum.

Etkinliğin son bölümünde genel Dış ilişkiler ve Basın Sekreterimiz Sami Özdemir gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdemir konuşmasında:

AKP iktidarında kamu çalışanlarına baskı ve zulüm yapıldığını, kamu çalışanlarının ötekileştirildiğini bildiren Özdemir, “ ‘Bana oy veriyorsa, benim adamım; bana oy vermiyorsa öteki’ denilmektedir. Dinden, imandan bahsederler ama kendileri için her şey mubah. Başkaları, bunların yaptığının onda birini yapsa, idam sehpasına çekerler” dedi.

Düne kadar birlikte hareket ettikleri insanları 17 Aralık operasyonu sonrasında Haşhaşi ilan ettiklerini, inlerine gireceklerini söylediklerini hatırlatan Özdemir, “Hatırlarsanız 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumda HSYK’yı değiştireceklerini söyleyerek, yüzde 58 oy aldılar. Referandumun ardından HSYK’nın yapısını değiştirdiler. Kendi atadıkları hakim ve savcılar, bunların yaptığı yolsuzlukları görüp kamuoyuyla paylaşınca Haşhaşi oldu. Bu kez Hükümet, TBMM’deki siyasal gücünü kullanarak halktan aldığı iradeyi elinin tersiyle bir yana koydu ve HSYK’nın yapısını Adalet Bakanlığı’na bağlayarak siyasal bir yapı oluşturdu. Mit yasası TBMM’den geçiyor. Ülkemiz, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetten, demokrasiden uzaklaşıyor ve tek adamlık yönetim şekline gidiyor. Buna teslim mi olacağız? Asla. Mücadelemizi devam ettireceğiz” diye konuştu.

MEB Yasası ile ilgili açıklamalar yapan Özdemir, “Emniyette, yargıda birçok kişinin yeri değiştirildi. Sayın Başbakan’a göre paralel yapılanma olan kurumlardan birisi de MEB. Bu nedenle MEB Yasası çıkarıldı. 20, 30 yıllık okul müdürlerini görevden aldılar. Böyle bir uygulama ne dinde, ne imanda ne de insan haklarında yoktur. Biz Türk Eğitim-Sen olarak bu kanuna karşıyız ve mücadelemizi sürdürüyoruz. Bizim sendika olarak kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurma hakkımız yok. CHP, kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ümit ediyoruz ki Anayasa Mahkemesi okullar kapanmadan bu kanunu iptal eder. Şayet kanun iptal edilmezse, bunların pervasız davranışları kamu çalışanlarının geleceği noktasında da sıkıntılara neden olacaktır” dedi.  

Kamu çalışanlarının iş güvencesinin ellerinden alınmak istenmesine dikkat çeken Özdemir, “Anayasa’nın 128’inci maddesinin ‘Devletin asli ve sürekli işleri çalışanlar eliyle yürütülür’ şeklinde değiştirilmesini istiyorlar. Anayasa’nın 128. Maddesi değiştirilirse, Tekel işçilerinin yaşadıklarını kamuda çalışan arkadaşlarımız yaşayacak. İş güvencesi noktasında herkes birbirine destek vermek zorundadır” dedi.

28.04.2014 tarihinde eklendi ve 2,138 kez okundu.
YORUM EKLE
YORUMLAR
Türk Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Web Sitesi
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR
0 232 445 14 36