Ana Sayfa
Haberler
İlçe Temsilcileri
Köşe Yazıları
Anket
Vefat Taziye
Kutlamalar
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Anlaşmalar
İLETİŞİM
ADRES
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR

TELEFON
0 232 445 14 36

FAKS
0 232 445 16 41
Haberler - BAYRAK

 Bir kere inen bayrak bir daha nasıl yükselir?

Bayrak bütün milletler için millî bir semboldür. Bayrak millî egemenliği temsil eden bir sembol olmanın yanında temsil ettiği milletin şerefi ve namusudur. Bayrak bağımsız bir millet olmanın da alametidir. Geleceğe dair bir projesi olan, gelecekte birlikte yaşama arzusu ve kararlılığı taşıyan her millet bir bayrağın altında toplanmıştır. Bu açıdan bakıldığında bayrak söz konusu milletin geleceğe kiminle birlikte yürüyeceğini belirlediği, geleceğini birlikte şekillendirmeye ahd ü peyman etmiş sosyal ve etnik grupların bir potada eriyip, karışıp kaynaşmalarını bu suretle bir istikbal sözleşmesi tesis ettiklerinin bir şekle ve renge bürünüp tecessüm ettiği timsalidir. Geleceğe birlikte yürüyecekler bu bayrağın altında toplanırken, bu birliktelik ve gelecek projesine katılmak istemeyenler, ya o bayrağın altından ayrılıp uzaklaşır ya da onu gönderden indirerek yerine kendi çizdiği yolun sembolü olan başka bir bayrağı çekmeye çalışır. Bu tip durumlar tarih boyunca savaş dediğimiz sıcak çatışmaların ortaya çıktığı zamanlara denk düşer.
Bir kere bu gelecek ve birliktelik projesine imza atan topluluklar kendi fertlerinden söz konusu ahitlerine ahlakî olarak bir sadakat gösterilmesini, bu taahhüdün timsali olan bayrağa saygı ve hürmet gösterilmesini beklerler. Aksi davranışlar ise bu taahhüde yapılmış bir saldırı, bir ihtilal girişimi ve milletin manevî vicdanına, namusuna ve elbette ki millî hafızasına hatta kolektif şuuraltına bir suikast olarak algılanır ki bu gayet doğal ve son derece akılcı bir algıdır. Her insan ve her fert geleceğini garanti altına almak ister. Böylesi uzun ve çileli bir yola çıkarken de güven duyabileceği canını, namusunu emanet edebileceği yoldaşlar arar. Ancak bu vasıflar her iki tarafta da varsa böyle bir gelecek yolculuğu güvenli bir şekilde sürdürülebilir. Hiç kimse ve hiçbir toplum güvenmediği biriyle yola çıkmaz, çıkamaz, çıkmamalıdır da. Çünkü bu proje üzerinde sürekli revizyon ve büyük bir ihtimalle de başarısızlık anlamına gelecektir. Başarısızlık ise çatışma, kaos ve savaş demektir. Bir taraftan beraber yürümekten bahsedip bir taraftan da bu birlikte yürümenin, bu gelecek projesinin aleyhinde olmak, bu kutsanmış sürecin hafıza mekânına, timsaline saldırmak kelimenin tam anlamıyla ahde vefasızlık daha da açıkçası ihanettir. Bu tarih boyunca dünyanın her yerinde böyle olmuş, böyle algılanmış ve bu nedenle de savaş sebebi olmuştur, olmaya da devam edecektir. Bu nedenle büyük ve güçlü gelecek projeleri bayrakları altında toplanan her fertten ve toplumdan kayıtsız şartsız sadakat beklerler. Söz konusu sadakat her şeyden önce ahlakî, ahlakî olduğu için iradî bir karar olarak muhataplarını karşılıklı olarak sorumlu kılar. Bu sözleşmeyi yapan kuşaklar kendi oğullarının ve torunlarının vermiş oldukları bu birlikte yürüme sözünün, geleceğe yapılan bu kutlu sefer sözleşmesinin geri dönülmez bir taahhüt olduğunu unutmamaları için onların hafızalarını canlı tutmak yani tarihî derinlik duygusunu idrak etmelerini sağlamak ve ahlakî sorumluklarına sahip çıkmaları için semboller vasıtasıyla hafıza mekânları, kimlik mahfilleri inşa ve tevarüs ederler. 
Gelelim Türk bayrağına: Türk bayrağı Türklerin Göktürklerden beri kullandığı millî bir sembole sahiptir. Ay yıldız sembolünü ilk defa Göktürk paralarında görüyoruz. Bu bayrağımızın Türk adı ile akran olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda tarihin en kadim millî sembollerinden birisidir. Bu tarihi derinlik Türk bayrağının doğuşu ile ilgili mit ile kutsal bir anlam kazanmaktadır. Rivayete göre I. Kosova Savaşı sonrasında savaş alanındaki Türk şehitlerinin kanlarından oluşan bir gölcüğün üzerinde ay yıldızın yansıması neticesinde rengini ve şeklini aldığı ifade edilmektedir. Pek az bayrağın böyle bir efsanevî bir doğuş hikâyesi vardır. Bu nedenle Türk bayrağı her Türk için çok kutsal, saygıdeğerdir. Onun için canımızdan daha aziz ve kıymetlidir. Onun için onu gözümüzden sakınır, herkesten hatta uçan kuştan bile aynı saygıyı ve hassasiyeti göstermesini bekler aksi her türlü davranışı ise düşmanlık olarak algılar ve ona göre de tutum belirleriz. Kendi bayrağımıza saygızılık etmediğimiz gibi başka milletlerin bayrağına da saygısızlık edilmesini hoş karşılamayız. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk, ülkemizi işgal etmeye kalkan Yunanistan’ın bayrağına hakaret edilmesine izin vermemiş onu yerden kaldırtmıştır. Bizdeki bu bayrak sevgisi büyük oranda İslam’dan da beslenmiştir. Tebük seferinde Cafer-i Tayyar’ın ve Mus’ab bin Umeyr’in İslam bayrağını düşürmemek için şehit düşmeleri çok anlamlı ve sembolik bir değer taşımaktadır. Osmanlı Türklerinde de bayrağı yere düşürmemek, bayrağı düşmanın eline bırakmamak, maneviyatına halel getirerek davranışlara maruz bırakmamak, için ölüm her daim göze alınırdı. Bayrağa hakaret ettirmek en büyük şerefsizlik telakki edilirdi. Bu nedenle bir çok Osmanlı veziri, beyi ve paşası hiç tereddüt etmeden canlarını feda etmiş, bu uğurda şahadet şerbetini içmiştir. Eğer hafızasını yitirmemişse, azıcık vicdanı varsa ve biraz da kafası çalışıyorsa bizimle aynı çorbaya kaşık sallamış hiçbir ferdin Türklüğün ve İslam’ın sembolü olan bu kutsal bayrağa saygısızlık etmemesi gerekir. Tüm bu sebeplerden ötürü, kim olursa olsun, hangi etnik gruptan, dinden, soydan, meşrepten olursa olsun hatta isterse Türk ve Müslüman olma iddiasındaki birisi olsun, Türk bayrağına hakaret ediyor, saygısızlık ediyorsa en ağır cezayı, savaşı nefreti, hiddeti, şiddeti, yıldırımları, yaptırımları göze alması gerekir. Bayrağımıza saldıran, buna göz yuman, bunu bilerek ya da bilmeden teşvik eden, görevi onu korumak olduğu halde bu görevde gevşeklik gösteren, bu gevşekliği mazur göstermeye çalışan her kim olursa olsun ilk önce İslam düşmanı, sonra Türk düşmanı ve en nihayetinde de vatan hainidir.
“Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!”
Azdır bize gösterdiğin, bu şiddet bu celâl?
Etmese yeridir şehitler bize hakkını helal
Hakkıdır, hakkı unutanların elbet izmihlâl.


Abdullah Temizkan

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi

13.06.2014 tarihinde eklendi ve 1,770 kez okundu.
YORUM EKLE
YORUMLAR
Türk Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Web Sitesi
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR
0 232 445 14 36