Ana Sayfa
Haberler
İlçe Temsilcileri
Köşe Yazıları
Anket
Vefat Taziye
Kutlamalar
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Anlaşmalar
İLETİŞİM
ADRES
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR

TELEFON
0 232 445 14 36

FAKS
0 232 445 16 41
Haberler - BİR NESİL KAYBOLUYOR!

 11 Nisan 2012tarihli 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4+4+4 eğitim sistemi (12 Yıllık Zorunlu Eğitim) 2012-2013 eğitim öğretim yılı ile birlikte eğitim sistemimizde yeni bir sürecin başlangıcı olmuştur. Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin sona ermesi ve 4 yıllık ilkokul ve 4 yıllık ortaokul ile birlikte 4 yıllık ortaöğretimin birlikte ele alındığı sistem 12 yıllık zorunlu eğitimi gerektirmektedir. Zorunlu eğitim 4 yıl süreli ilkokul, 4 yıl süreli ortaokul ve 4 yıl süreli lise eğitimini kapsamaktadır. Öğrencilerin öğrenim gördüğü birinci 4 yıl (1, 2, 3, 4. sınıflar) ilkokul, ikinci 4 yıl (5, 6, 7, 8. sınıflar) ortaokul ve üçüncü 4 yıl (9, 10, 11, 12. sınıflar) ise lise şeklinde isimlendirilmiştir.

Eğitim sistemi, üzerinde uzun süre istişare edilmesi ve ülkenin gerçekten gereksinim duyduğu zamanlarda değiştirilmesi gereken bir sistemdir. Millî Eğitim Şûrasında gündeme getirilen ve pilot uygulama bile yapılmadan eğitim sistemimizde gerçekleştirilen bu ön hazırlıksız değişikliklerin nesiller üzerindeki etkilerinin ne olacağının hesabının yapılıp yapılmadığı halen meçhuldür.

Esasında dayatma usulüyle uygulamaya konan 4+4+4 eğitim sistemi, temelde kesintisiz eğitimden kesintili eğitime geçiş gibi bir algı üzerine inşa edilmiş mamafih imam-hatip eksenli bir bakış açısı kaynaklı gibi gösterilmeye çalışılsa da bugün eğitimin içerisinde bulunduğu durum göz önüne alındığında varmak istenilen noktanın aslında amaçlanan ve de lanse edilen hedefler olmadığı açıkça görülecektir. Temel söylemlerden birisi olan ve mesleki eğitime bakışın da farklılaşarak meslek liseleri sorununa çözüm olarak düşünüldüğü ifade edilen sistemin meslek liselerinin önünü kapadığı da su götürmez bir gerçektir.

Eğitime başlama yaşının 30 Eylül 2012 itibari ile 72 aydan 60 aya çekilmesiyle başlayan tartışmalar sonucunda, 60 aylık çocukların veli tercihi ile eğitim hayatına başlayabilme olanağı da uzun süre tartışılmıştır.  Eğitim sistemimize bu süreçle birlikte getirilen seçmeli derslerin kapsamları da uygulama aşamaları da uzun süre tartışılmıştır. Hâlâ da hiçbir netlik kazanamamıştır, muhtelif değişiklikler mütemadiyen yaşanmaktadır.

Eğitimde sınavsız süreçler için yapılan çalışmalar da bir netice vermemiş, hemen her konuda “Ben yaparım olur, doğrusu da budur!” mantığı her defasında maalesef geleceğe hazırlamaya çalışılan öğrencilerimiz açısından olumsuz dönütlere neden olmuştur.

Ülkemizin maalesef sorgulama konusundaki anlaşılamaz tutum ve davranışları bu konuda da anlaşılamaz bir şekilde sessizliğe bürünmüş bir görünüm sergilemektedir. Bir ana babanın varını yoğunu vererek gelecek temin etmeye çalıştığı yavruları için böylesine vurdumduymaz uygulamalar karşısında büründüğü sessizlik esasında pek de hayra alamet olarak yorumlanmamalıdır. Toplumumuzun ahlaki kabulleri ve inanç yapısı itibariyle yüksek sesle dillendirmediği pek çok konuda havale merci olarak “İki elim yakanızda” mantığı ile hareket ettiği de bir vakıadır.

Sistemin değişiklik sürecinde göz önüne alınmayan temel konulardan birisi 5 yıllık öğrenim hayatına başlayan 2002 doğumlu öğrencilerimizdir. “2007-2008 eğitim öğretim yılında eğitim hayatına başlayan ve okulla tanışan bu yavrularımız 2011-2012 eğitim öğretim yılı itibariyle başlayacakları ortaokul öğrenim hayatı maceralarına hazır mıdır?” sorusu cevap bulmamıştır. Alelacele yapılan yılsonu mezuniyet törenleri ile birlikte gelecekte öğretmen, öğrenci, velilerimiz nereye gittiği ve amacın ne olduğu anlaşılamayan bir sürece sürüklendiklerinin farkında dahi olamamışlardır. Öğretmenler açısından yaşanan norm süreci halen daha içinden çıkılamaz bir durumdadır. Geçen yıllar içerisinde yaşanan mağduriyetleri anlatmaya bu satırların yetmeyeceği düşüncesindeyim.

Mağduriyetleri Millî Eğitim yetkilileri tarafından ne kadar dikkate alınmış, üzerinde ne kadar kafa yorulmuştur, gerçekten merak etmekteyim.

2013-2014 eğitim öğretim yılı itibariyle eğitim sistemimiz bir değişiklik ile daha karşılaşmıştır. Kısaca TEOG olarak ifade edilen Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Uygulaması ile ülkemiz yeni bir sınav sistemi ile tanışmıştır. İki sınav bir sınavdan iyidir mantığı ile çıkarılan bu uygulamada maalesef her yıl yeni sorunlar ve yeni mağduriyetler yaşanmaktadır.

Yukarıda bahsimize konu olan 2002 doğumlu yavrularımızın bu yıl TEOG sınavına girecek olmaları onlar açısından hayati önem taşımaktadır.  Bu süreçte ülkemizde paralel adı altında bir yapının olduğu ve devleti ele geçirmeye çalıştığı iddiaları ile birlikte bu yapının temel finans kaynağı olarak dershaneler hedef seçilmiş ve çıkarılan bir yasa ile kapatılma yoluna gidilmiştir. Zaman içerisinde Anayasa Mahkemesi kapatılma kararını iptal etmiştir. 2015-2016 eğitim öğretim yılında TEOG sınavına katılacak öğrenciler açısından bu süreç başlı başına ele alınması gereken bir süreçtir. Bu süreçte dershanelerin kapatılmasıyla birlikte ülkemizde yaratılan özel okullaşma oranları OECD ülkeleri özel okullaşma oranı karşılaştırması üzerinde birlikte düşünülmesi gereken konulardır. Eğitim sistemimizin içerisinde bulunduğu bu durumun farkında olan ve gelir düzeyleri uygun olan aileler öğrencilerini en azından TEOG süreci için özel okullara yazdırarak önlem alma yolunu seçmişlerdir. Dershanelerin ise durumları net olmadığından bugün itibariyle veliler temkinli hareket etmektedirler. Lakin kimse hiçbir şey bilmemekle birlikte bir yol haritası da topluma sunulmamıştır. Dönüşümler arapsaçına dönmüştür.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi şimdi birde okulların açılışı kar tatili! Pardon turizm sebebiyle ertelenmiştir. 13 yıllık iktidarı süresince 1 günlük tatili dahi kabul etmeyerek iş gücü kaybı olarak dillendiren bir anlayışın şimdi bu tutumuna anlam verebilmek mümkün değildir. Ülkemizin içerisinde bulunduğu durum itibariyle turizm tatili esasında ne kadar kabul görmüştür? Sizlerin takdirlerine bırakıyorum. Yerseniz! Peki, şimdi 2002 doğumlu çocuklarımızın bu yıl TEOG sınavına girecek olmaları, hadi canım dediğinizi duyar gibiyim. Evet, maalesef yine 2002 doğumlu yavrularımız. Okulların geç açılacak olması ve Kasım sonu gibi yapılacak sınava hazırlık sürecini nasıl geçirecekleri gözden geçirilmesi gereken bir konudur. Gökten 2002 elma düşsün hepsi de başınıza olsun.

Şunun bilinmesini isterim ki bugüne kadar geldiğimiz süreçte yapılan yanlışları ve hataları her platformda yüksek sesle dile getirmeye gayret ettik. Ancak şu konunun da unutulmamasını tüm toplumumuzdan istirham ediyorum: Çocuklarımızın giden yıllarının geri kazanılma ihtimali yoktur. Bu konuda vebal sahibi olanlara sesleniyorum: “İki elim yakanızdadır!” bilesiniz.



25.08.2015 tarihinde eklendi ve 2,001 kez okundu.
YORUM EKLE
YORUMLAR
Türk Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Web Sitesi
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR
0 232 445 14 36