Ana Sayfa
Haberler
İlçe Temsilcileri
Köşe Yazıları
Anket
Vefat Taziye
Kutlamalar
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Anlaşmalar
İLETİŞİM
ADRES
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR

TELEFON
0 232 445 14 36

FAKS
0 232 445 16 41
Haberler - KONFERANS-21.YY. BAŞINDA İSLAM ANLAYIŞIMIZ-YORUMLAR VE EĞİLİMLER

Şube Başkanlığımız tarafından düzenlenen ve konuşmacı olarak Ege üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Sosyal, Ekonomik ve Siyasal İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nadim MACİT’in katıldığı “ 21.Yüzyıl Başında İslam Anlayışımız – Yorumlar ve Eğilimler “ konulu konferans Buca Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi konferans salonunda gerçekleştirildi. Konferansa Türkiye Kamu Sen’e bağlı sendikaların Şube Başkanları, Milliyetçi Hareket Partisi Buca İlçe Başkanı Ali Karakuş, Milliyetçi Hareket Partisi Buca Belediye Başkan Adayı emekli öğretmen Levent Çizmeli, Türkav İzmir İl Başkanı Birol Demirci ve çok sayıda davetli katıldılar. Konferansın açış konuşmasını Şube Başkanı Merih Eyyup Demir yaptı. Şube Başkanı Merih Eyyup Demir tarafından yapılan konuşma metni:

Türk Eğitim-Sen, kurulduğu günden bugüne kadar temel ilkesi ülkesi olanların ve hakkaniyet çizgisinden asla taviz vermeyenlerin el ele vererek günden güne büyüttüğü ve yaklaşık 250 bin üyesiyle ülkemiz eğitim camiasının nadide bir kurumudur. Her zeminde ve her dönemde en üst perdeden, bağlı bulunduğu Türkiye Kamu-Sen'in temel yaklaşımı doğrultusunda, memurun haklı davasının savunuculuğunu yapmaktadır. Geleceğimizin teminatı yavrularımızın hak ettikleri eğitimi almaları için eğitim camiamızın moral motivasyonunun ve yeteneklerinin en üst seviyede tutulması için dün olduğu gibi bugün ve yarın da hak bildiği yoldan şaşmadan doğruları dillendirmeye devam edecektir.

Türk Eğitim-Sen, Türk Milleti merkezli bir yaklaşımı esas almıştır. Bu yaklaşım, yalnızca Türk Milleti'nin gündelik ihtiyaçlarına yönelik değildir. Geçmişten ilham alarak bugüne cevap veren ve geleceğe dönük bir Türk medeniyeti projesini hayatı geçirmeyi esas alan sendikamız ve konfederasyonumuz, Türk eğitiminin temel uğraşısı olması gereken ideal insan modeli yaratmayı öncelikleri arasına almıştır. Bu modelin ortaya çıkarılması ve hayata geçirilmesinde ise kendi öz kaynaklarımızı ve tarihî birikimimizi reçete olarak önermektedir. İlim, sanat ve dine yaptıkları hizmetlerle hâkim olduğu coğrafyayı en yüksek medeniyet seviyesine ulaştıran Büyük Selçukluların; öğretmen yetiştirme politikasının ve buna bağlı öğretim programının uzmanlık alanlarından Eğitim Pedagojisi alanındaki çalışmaları ile Yükselme Devri'nde Osmanlı İmparatorluğu'nun; 1990'dan sonra bağımsızlığına kavuştuktan sonra daha yakından tanımaya başladığımız Türkistan'daki soydaşlarımızın Ortaçağ'da kurduğu ve yükselttiği Türk medeniyet modelinin Türk eğitimine ve dolayısıyla insan yetiştirme modelimize yaptığı katkılar, bizim açımızdan eşsiz bir hazine niteliğindedir. Bu birikimin günümüze ve geleceğe ışık tutması gerektiğine inanıyoruz.

Eğitimin hemen her alanda şart olduğu günümüz dünyasında bilgi teknolojilerinin yetişilemeyen bir hızla gelişimi ve beraberinde getirdikleri, güçlü medeniyet dairesi içindeki toplumlar için bir avantaj yaratırken; bocalayan ve yönünü tayin etmekte zorlanan toplumlar için ise gerçek bir tehdit olmaktadır. Bilgiye ulaşmanın maliyetinin neredeyse "sıfır" olduğu günümüzde, güçlü toplumlar ayakta kalacak; diğerleri ise kendilerine dayatılan kadere razı olmak zorunda kalacaklardır. Dayatmanın muhatabı olmamanın yolu, bilgiye sahip olmaktan ve bilginin stratejik yönetiminden geçmektedir.

Bu kapsamda, Türk Eğitim-Sen olarak ülkemizin gelişmiş ülkeler seviyesinde yer alması ve geleceğinin çok daha aydınlık yarınlara kavuşması için eğitim alanında, eğitimin yaşının olmadığı vurgusundan hareketle her konuda paneller, konferanslar düzenleyerek milletimizin de hizmetinde olmaya gayret ediyoruz. Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK'ün "Kendisini bilmeyen milletler, başkalarının avı olurlar." düsturundan hareketle bütün Türk Milleti'ni, önce kendimizi bilmeye, daha sonra da bu birikimden yola çıkarak kendi dünyamızı kurmaya davet ediyoruz. Bugünkü konferans davetimiz aslında, böyle bir davettir. Konferansı verecek olan değerli Hocamız, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Nadim MACİT de böyle bir davete ilk gençlik yıllarından itibaren icabet etmiş ve bu daveti, hayatının merkezine almış çok önemli bir düşünürdür. Bu vesileyle ricamızı kırmayan ve davetin yılmaz neferi kıymetli büyüğümüze, şahsım ve Türk Eğitim-Sen İzmir 1 No'lu şube adına teşekkür ediyorum.

Değerli Misafirler,

Davetimize icabet ettiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Ne mutlu böyle bir davete icabet edenlere...

Ne mutlu böyle bir davetin gönüllülerine...

Ne mutlu böyle bir dünya kurma düşüne omuz verenlere...

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Daha sonra kürsüye gelen “Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Sosyal, Ekonomik ve Siyasal İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nadim MACİT, din olarak İslam’ın Hz. Muhammed tarafından insanlara tebliğ edildiğini belirterek yüce dinimiz İslam’ın asıl kaynağının Kuran-ı Kerim olduğunu, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in uygulamalarının da bu kaynakla birlikte göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Tarihî süreç içinde İslâm’ı yorumlayan pek çok anlayışın ortaya çıktığını belirten MACİT, mezheplerin de İslam’ın bir yorumu olduğuna dikkat çekti. Bu anlayışlarla ilgili değişik dönemlere ilişkin örnekler sunan MACİT, özellikle Hz. Muhammed ve dört halife döneminden verdiği örnekler ile Emevi dönemiyle ilgili olaylar arasında bir kıyaslama yaptı. Hz. Muhammed ve dört halife döneminde hakkın ve adaletin bütün toplum katmanlarına yayıldığını, yönetici olan halifelerden bile rahatlıkla hesap sorulduğunu ifade eden MACİT, Emevi döneminde ise özellikle Muaviye ile birlikte otoriter bir iktidar anlayışının ortaya çıktığını anlattı. Muaviye ile birlikte iktidar bağımlılığının hukuku yok ettiğini, bu duruma itiraz edenlerin ise Emevi hükümdarları tarafından “fitneci”, “münafık” gibi sıfatlarla haksız yere suçlandığını belirtti. Muaviye’nin ortaya çıkardığı iktidar olma ve iktidara sımsıkı sarılma anlayışının ise İslam ile bir alakasının olamayacağını vurguladı. Bu suçlamalarla ve anlayışla günümüzde Müslüman coğrafyalarda hüküm süren iktidarlar arasında benzerlikler kurdu.

İslam anlayışımızda Kuran-ı Kerim’in ve Hz. Muhammed’in uygulamalarının yeterli olduğunu, başkalarının eteğine yapışmaya gerek olmadığını söyleyen MACİT, 17. yüzyıldan itibaren ortaya çıkan İslamî yorumların Batı’nın üretimi olduğunu ve günümüzde de aynı üretim ilişkisinin ortaya çıkardığı İslam anlayışlarının İslam coğrafyasına dayatıldığını ifade etti. Pek çok defa çağ açıp çağ kapatmış bir millet olan Türk Milleti’nin Batı’nın ürünü olan İslam anlayışına ihtiyacı olmadığını ileri süren MACİT, Türk Milleti’nin büyük bir medeniyete sahip olduğunun ve bu sebeple başkalarının aklına ihtiyacı olmadığının özellikle altını çizdi. 

İslam anlayışımızda önemli olan bir başka hususun hak ve hukuk olduğunu belirten MACİT, bunun İslam’ın çok açık bir emri olduğunu vurguladı. İslam’da hak ve hukukun herkes için eşit olduğunu; amir-memur; yöneten-yönetilen gibi ayrımların İslam anlayışının temelinde yerinin olmadığına dikkat çekti. Öte yandan İslam’ın açıkça bağımsızlığı tebliğ ettiğini ifade eden MACİT, bağımsızlığa ve hür düşünceye karşı çıkışın İslam ile bağdaşmayacağını belirtti.

İslam’ın yüce kitabı Kuran-ı Kerim’de, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” ifadesini bir kez daha dinleyicilere hatırlatan MACİT, İslam’ın oynak bir anlayışı kabul etmediğini ve herkesle her şey olmayı emretmediğini vurguladı. Herkes ile her şey olmanın İslam’ın çarpıtılmış bir yorumu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nadim MACİT, Türkiye’de ortaya çıkan manzarada ise dünü ile bugünü arasında cennet ile cehennem kadar farkı olanların İslam’ı temsil edemeyeceğini ifade ederek sözlerini sonlandırdı.


                 

23.01.2014 tarihinde eklendi ve 2,716 kez okundu.
YORUM EKLE
YORUMLAR
Türk Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Web Sitesi
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR
0 232 445 14 36