Ana Sayfa
Haberler
İlçe Temsilcileri
Köşe Yazıları
Anket
Vefat Taziye
Kutlamalar
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Anlaşmalar
İLETİŞİM
ADRES
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR

TELEFON
0 232 445 14 36

FAKS
0 232 445 16 41
Haberler - İŞ GÜVENCENE SAHİP ÇIK MİTİNGİ

 

İş Güvencene Sahip Çık Mitingi 16 Nisan 2011 Cumartesi Günü Valilik önünde gerçekleştirildi.

Basın Açıklaması metni aşağıdadır.

              TÜRKİYE KAMU-SEN

           İZMİR İL TEMSİLCİLİĞİ

  GAZİLER CAD. NO:26/1 BASMANE / İZMİR TEL: 425 27 25  FAX: 425 51 57

 GELECEĞİNE SAHİP ÇIK MİTİNGİYLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI..

Değerli kamu çalışanı arkadaşlarım; çok kıymetli basın mensupları, Türkiye Kamu-Sen olarak düzenlediğimiz      bu     güzel buluşmaya, güçlü sesinizi duyurmaya, hoş geldiniz, şeref verdiniz

Türkiye Kamu-Sen, bugün Türkiye'nin dört bir yanında çalışanlarımızla, işsizlerimizle, öğrencilerimizle yekvücut     olmuş,  haksızlıklara "dur" demek için bütün imkânlarını ve gücünü seferber etmişken, bazı konfederasyonlar da başlarını     kuma gömmüş, saklanıyorlar.

Değerli arkadaşlarım;

Devletinin verdiği görevle, milletine hizmet eden kamu çalışanlarının yaşadığı sıkıntılar, her geçen gün katlanarak artmaktadır.  Milletimize, kamu hizmeti sunan çalışanlarımızın sorunları, vahim bir hal almıştır. Sorunlar çözüleceği yerde, her geçen gün yenileri eklenmektedir. Kamuda aynı işi yapan, aynı özelliklere sahip ama farklı farklı statülerde çalıştırılan 15 farklı  personel vardır. Bu çalışanlarımızın hiçbirinin sahip olduğu haklar, bir diğeri ile aynı değildir. İdarecisi aynı, işvereni aynı, görevi aynı, yaptığı işi aynı ama hakları, maaşları, izinleri, bağlı oldukları kanunları farklı olan bir sistem olur mu?

Devlet kurumlarında, 657 sayılı kanunun 4/a; 4/b, 4/c, 4/d maddesi, 1309 sayılı kanun, 2547 sayılı kanun, 3056 sayılı kanun, 4924 sayılı kanun, 4059 sayılı kanun, 5258 sayılı kanun, 209 sayılı kanun, 5393 sayılı kanun, 540 sayılı KHK, 399 sayılı KHK, 181 sayılı KHK'ya göre çalıştırılan  15 çeşit istihdam modeli vardır.

Şimdi soruyorum sizlere, bu denli çeşitli bir istihdam rejimi olur mu? Bu arkadaşlarımızın hiçbiri, bir diğeri ile aynı haklara sahip değil. Bu kadar farklı statü varken, kamu hizmetlerinde başarı sağlanabilir mi? Böyle bir idarede, adalet sağlanabilir mi?

Bu uygulamaların altında yatan gerçeklerBu çeşit uygulamaların temel amacı, kamudaki istihdam güvencesini yok etmek ve çalışanlarımızı köleleştirmektir. Bugün ne yazık ki, sözleşmeli personelimizin hayatı bir drama dönüşmüştür. Hükümet, çığ gibi yığılan sorunları, görmezden gelmektedir.

Son yıllarda uygulanan ekonomik model, çalışanların iş güvencesinin olmadığı, alınıp satıldığı, kiralandığı, istenildiğinde işten çıkarıldığı bir yapı istemektedir. Küresel iş çevreleri, devletin vatandaşına parasız hizmet vermesini istemiyor. Onlara göre, her şey özelleşmeli ve para ile satılmalı. Bu sistemde, her çalışanın zorlu rekabet şartları ve işsizlik karşısında, sendikasız, dayanaksız, güvencesiz ve güçsüz bırakıldığı; düşük ücretli, düşük maliyetli bir istihdam piyasası yaratılmak temel hedeftir.

Kamu çalışanlarının iş güvencesinin elinden alınmaya çabalandığı bir dönemi yaşıyoruz. İktidar, kamu çalışanlarını ahtapot gibi sarmış, onların haklarını gasp etmek için harekete geçmiştir. Kamu çalışanı kavramını ortadan kaldırmak, çalışanları iş güvencesinden yoksun olarak istihdam etmeye çalışmak için sahneye konulan oyun ortadadır. Memurluk güvencesinin yok edilmek istenmesi, sözleşmeli personel çalıştırılması, 4/C'li geçici işçilerin sayısının her geçen gün artması, işsizlerin bir çığ gibi büyümesi, işte hep bu yüzdendir. Bu nedenle, ekonomik krizlerde fatura, çalışanlara çıkartılmakta, maaşlar düşmekte, işsizlik artmakta, ama ülkenin kaynağını da, krizin kaymağını da hep aynı kişiler yemektedir.

Bugün, kamu çalışanlarının sendikalaşma hakkı engellenmektedir. Yönetime katılma, adil bir ücret alma hakları yoktur. Kurumlar arasındaki ücret adaletsizliği almış başını gidiyor. Maaşlar açıklanan enflasyon kadar artıyor; gerçek enflasyon karşısında eriyor. Devletin asli ve sürekli görevleri, iş güvencesi olmayan, yer değiştirme hakkı tanınmayan, nakil imkânı olmayan; annesi, babası, çocukları ve eşi ile işi arasında seçim yapmaya zorlanan, sözleşmeli personel eliyle gördürülmektedir.

Son 10 yılda 4924 sayılı Kanunla, 4/b'li, 4/c'li gibi statülerle, kamuya 400 bine yakın sözleşmeli eleman alınmıştır. 4/b'li çalışanların %67'si, 4/c'lilerin %93'ü son 10 yılda işe alınmışlardır. Kamudaki taşeron şirketlerde çalışan eleman sayısı, 20 binden 400 bine yükselmiştir. Çağrı usulüne göre, kısmi zamanlı, geçici, esnek istihdam modelleri dayatılmakta, kayıt dışı istihdam hızla artmaktadır. Bu hükümetin istihdam politikası, özelleştirme, sendikasızlaştırma, güvencesizleştirme ve köleleştirmedir. Burada amaç, belli sürelerde çalışacak personeli, "ne kadar iş; o kadar para" mantığı ile idare etmektir.

Bugün, 4/B'li çalışanlarımızın tayin hakları, neredeyse yoktur. 4924 sayılı kanuna göre çalışan 17 bin dolayındaki sözleşmeli ise atandıkları yerde, çalıştıkları süre boyunca kalmak zorundadır. Sözleşmeli personelin dinlenme ve izin hakları ile ilgili sorunlar, insan hakkı ihlali boyutundadır. %53'ü memleketinden; %55'i ailesinden ayrı çalışmak zorundadır. 4/C'li geçici personelin yarısı, sözleşmeli personelin %40'ı her gün işini kaybetme korkusu ile yaşamaktadır.

Sözleşmeli personelimize baskı uygulanıyor; personel tehdit ediliyor; yandaş sendikaya üye olmaya zorlanıyor. Ekmeğini kazanmak için geride annesini, babasını, eşini, gözü yaşlı yavrusunu bırakıp, başka şehirlere gitmek zorunda kalmanın acısını yetkililer biliyorlar mı acaba?

Son yıllarda, sayısı hızla artan 4/C'li geçici personelin yaşadığı dram, yetkililer tarafından nasıl görülmez? 4/C'li kardeşlerim; sorunlarınızı biliyoruz. Siz yılın tamamında çalışma imkânına dahi sahip değilsiniz. Yılın 11 ayı çalışıp, bir ay işsiz bırakılıyorsunuz. Düşük ücrete mahkûm edilmişsiniz. Özelleştirme mağduru olarak işinizden olmuş, bir dayatmaya maruz kalmışsınız. Hastalanmanız durumunda, maaşınız kesiliyor. Aynı kanunun, aynı maddesine göre çalışmanıza rağmen TBMM'de çalışanla, Sağlık Bakanlığı'nda çalışan; TÜİK'te çalışanla, Milli Eğitim Bakanlığı'nda çalışan; özelleştirme mağduru ile özelleştirmeden gelmeyenler arasında dahi farklı uygulamalar var. Aileleriniz yok sayılıyor; aile yardımından faydalandırılmıyorsunuz. Çocuklarınızın ihtiyaçları dikkate alınmıyor. Hükümet, ailenizi ve çocuklarınızı dahi hesaba katmıyor. İnsan haklarına aykırı uygulamalara maruz bırakılıyorsunuz. Son olarak

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, tartışmaya açık bir karar olmuştur. Sonra da çıkıp, buna adalet diyenler var. Size reva görülen haksızlığı, kalkınmanın temeli olarak görenler var.

Değerli, arkadaşlarım;

Genç bir nüfusumuz var. Bir tarafta, aradığı nitelikte eleman bulamayan işletmeler nedeniyle, yoğun bir işgücü açığı var. Diğer tarafta, eğitim sistemimiz, ihtiyaca göre eleman yetiştiremediği için milyonlarca işsizimiz var. Resmi verilere göre neredeyse her 4 gencimizden birisi iş arıyor.

Çocuklarımızın eğitim hayatına adım attığı ilk günden itibaren sürekli sınava tabi tutulması ve çocuklarımıza adeta bir yarış atı muamelesi yapılması. Seviye tespit sınavı, liselere giriş sınavı, üniversiteye giriş sınavı, kamu personeli sınavı, yabancı dil sınavı, akademik personel lisansüstü giriş sınavı, uzmanlık sınavı, görevde yükselme sınavı derken bir bakıyoruz çocuklarımız orta yaşlarına gelmişler. Hal böyle iken; bir de sınavlarda yaşanan şaibeler, şifre iddiaları, kopyalar çocuklarımızın hayatını karartıyor.

Hiçbir araştırma yapılmadan siyasetçiler, sınavlarda usulsüzlük olmadığını, ÖSYM başkanının açıklamasından tatmin olduklarını iddia ettiler. Biz, açıklamalardan tatmin olmadık. Yetkililerin görevi, siyasetçileri tatmin etmek değil; yaptıkları işe hiçbir şaibe karıştırmadan, kimsenin güvenini sarsmadan görevini ifa etmek ve vatandaşları tatmin etmektir. Şimdi, YGS sınavında şifre olduğu resmen kabul edildi. O zaman tatmin olmak için sırada bekleyen siyasetçi, devlet adamı, gazeteci, yazar takımı, şimdi ne yapacak?

Değerli arkadaşlar;

Emeklilerimiz de düşük maaşla, dışlanmışlıkla yüz yüze kalmakta ve yoksulluk içinde, mutsuz bir yaşama mahkûm edilmektedir.

Uygulamalar göstermektedir ki; kamuda, bilinen anlamdaki memur istihdamının yerine, sözleşmeli personel çalıştırılması, hızla, asıl istihdam biçimi haline gelmektedir.

Değerli arkadaşlar,

Yüzbinlerce öğretmen adayımız atama beklerken; yabancı eğitim elemanı peşinde koşan idarecilerimiz var.

Sağlıkta yaşanan sorunları zaten hepimiz biliyoruz. Performansa dayalı maaş sistemi ile sağlık çalışanlarının canına okunuyor. Sağlığımızı, hayatımızı emanet ettiğimiz kamu çalışanlarından doğru teşhis, doğru tedavi yerine, daha çok hastaya bakması isteniyor. Ne yazık ki; onbinlerce sağlık personeli adaletsizlikten, yanlış politikalardan yakınırken; yurt dışından ucuz, yabancı sağlık çalışanı getirmek isteyen idarecilerimiz var. Bu ülkenin evlatları çözüm beklerken, yabancıların sorunlarına çözüm bulmaya çalışan idarecilerimiz var.

Yetkililere sesleniyoruz;

Elinizdeki gücü, seçim malzemesi yapmayın! Yabancı, öğretmen ve yabancı sağlık çalışanı uygulamasından vazgeçin, iş imkânı yaratın, bizim işsizlerimize sahip çıkın! Söz verdiğiniz gibi, sözleşmeli personeli kadroya geçirin! Çalışanlar arasında ayrımcılığa, ayrıştırmaya ve adam kayırmaya son verin! Bu ülkenin yöneticisi olduğunuzu ispat edin!

Değerli arkadaşlarım;

Ülkemizin kuşkusuz en büyük sorunu, işsizliktir. Ama iktidar, yaşanan işsizliği kendileri için avantaja çevirerek, işsizlik tehdidi ile çalışan haklarını her geçen gün geriletmektedir. 4/C'li geçici statüde çalışanların sayısı 45 bini buldu. İş güvencesinden mahrum, dönemlik sözleşmelerle, temel çalışan haklarından mahrum bırakılmış, sözleşmeli personel sayısı her geçen gün artıyor. Gelecekte hepimizin çocukları, taşeron şirketlerin kölesi olacak.

Türkiye Kamu-Sen olarak, bu gerçeği görüyor ve herkesi geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sırça köşklerde oturup, gerçekleri görmezden gelerek, kanunlar hazırlayıp, iş güvencemizi elimizden alanlardan, aileleri parçalayanlardan, çocuklarımızı taşeron şirketlerin kölesi yapmak isteyenlerden, mutlaka hesap sorulmalıdır.

Türkiye Kamu-Sen olarak, yolu açın, çalışana hizmet edin, zulme son verin, hakkı teslim edin diyoruz. Meydanlarda hak verilmez alınır, düsturuyla taleplerimizi haykırıyoruz.

Biz, her sabah uyandığımızda "acaba yarın da çalışacağım bir işim olacak mı?" diye endişelenmek istemiyoruz. Biz, kaderimizin, siyasetçilerin, idarecilerin, patronların iki dudağı arasına hapsedilmesini istemiyoruz. Biz, çocuklarımızın taşeron firmaların esiri haline getirilmesini istemiyoruz. Biz, sözleşmeli kölelik istemiyoruz. Biz, çocuklarımızın geçici işlerde, günübirlik çalışmayla yaşam mücadelesi vermesini istemiyoruz. Biz, mutlu, huzurlu ve güvenli bir hayat istiyoruz. Biz, sendikal haklarımızı istiyoruz. Biz, geleceğimize sahip çıkılmasını istiyoruz. Biz, tüm kamu çalışanlarına kadro ve iş güvencesi istiyoruz.

İş güvencesine sahip çıkmak, 4/B'li, 4/C'li "köleliğe" ve taşeronlaşmaya dur demek, işsiz, umutsuz, çaresiz bırakılan gençlerin sesi olmak, tüm kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla bu güzel buluşmaya gelen, gelemeyip yüreğini buraya gönderen tüm üyelerimize ve çalışma arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum.

 

 

                                                                                                             

                                                                                                                   

23.04.2011 tarihinde eklendi ve 1,893 kez okundu.
YORUM EKLE
YORUMLAR
Türk Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Web Sitesi
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR
0 232 445 14 36