Ana Sayfa
Haberler
İlçe Temsilcileri
Köşe Yazıları
Anket
Vefat Taziye
Kutlamalar
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Anlaşmalar
İLETİŞİM
ADRES
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR

TELEFON
0 232 445 14 36

FAKS
0 232 445 16 41
Haberler - KEMALPAŞA İLÇE TEMSİLCİLİĞİ KAHVALTI ETKİNLİĞİ

Türk Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanlığı Kemalpaşa’da kahvaltılı toplantıda üyeleri ile bir araya geldi. Kahvaltıya Türk Eğitim-Sen İzmir 4 Nolu Şube Başkanı Hasan Şen, Yönetim Kurulu üyeleri, İlçe Temsilcileri, sendika üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. Kahvaltı sonrası yapılan açılış sunumunda İlçe Temsilcisi İsmail Uysal genel gündem konularını değerlendiren bir konuşma yaparak davetlilere teşekkür etti. Şube Başkanı Merih Eyyup Demir gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Demir, konuşmasında, 1 Kasım genel seçimler öncesi ve sonrasında kamuda çalışanları ilgilendiren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili kamuoyu gündemini meşgul eden tartışmalarla ilgili açıklamalarda bulundu.

Sayın Cumhurbaşkanımızın 2002 yılından bugüne müteaddit defalar dile getirdiği 657 sayılı yasa ile ilgili düşünceleri yeni değildir. Ancak bugünlerde paralel yapı ile mücadele adı altında bu niyetini beyan etmesi manidardır. 13 yıllık iktidarları süresinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik’in 657 konusundaki yapmış olduğu çalışmalar ve söylemleri de kamuoyu bilgisi dâhilindedir. 1 Kasım genel seçimleri sonrasında Ak Parti’ye milletimizin teveccühünün doğru okunması gerekmektedir. Milletimiz iktidar partisine asıl mesajını 7 Haziran seçimleri öncesinde vermiştir. Ancak 7 Haziran ile 1 Kasım arasında yaşananlar mevcut durumu ortaya çıkarmıştır. Mevcut tabloya bakarak ülkemizin tüm sorunları çözülmüş de tek sorunu 657 imiş gibi gösterme gayretleri toplumda bir algı yaratarak gündemi farklı noktalara taşıma gayretinden başka bir şey değildir. 657 sayılı yasa etrafında yaratılan tartışmanın paralel yapı ve bölücü unsurlar ile mücadele görüntüsü doğru bir tavır değildir. Yasa, devlet aleyhine faaliyet gösteren memurların işten el çektirilmesine engel bir yasa değildir. Konunun buradan okunması gerekmektedir. Konuyu farklı yerlere taşımaya kalktığınızda samimiyetsizliğiniz anlaşılmaktadır. Devlet Memuru kavramı yerine ifade ettikleri Kamu Çalışanı kavramını sağlıklı olarak değerlendirmek gerekmektedir. Devlet Memuru yerine adına Kamu Çalışanı dediğinizde çalışandan alacağınız verim ve çalışma hayatındaki kalite artışı ile ilgili getireceği katkı konusunda neleri ifade edip etmediklerine de bakmak gerekir. Konuyu tartıştığımız tek nokta paralel yapı ile mücadele için 657 sayılı yasayı değiştirmeliyiz söyleminden ibarettir. Devlete ihanet içerisinde memurunuz varsa koyarsınız belgeleri ortaya kişinin işine son verirsiniz. Bunları yapamazken yasa değişikliği ile konuyu çözeceğiz demek abesle iştigaldir. Elbette bu konuda özellikle değerli mesai arkadaşlarımıza büyük iş düşmektedir. Bugüne kadar süren bu tartışmalar çerçevesinde sendikaların duruşlarını gözden geçirerek kimin neler yaptığına da bakmalarını ve sendikal tercihlerini tekrar gözden geçirmelerini diliyorum.

Paralel yapı ile mücadele adı altında eğitim camiasına sıçrayan ve 2014 yılı Temmuz ayı itibariyle gündeme gelen yönetici değerlendirme sürecinde yaşadıklarımız hafızalarımızdadır. Gözün üzerinde kaş var denilerek ülkemizde onlarca idareci bir gecede görevlerinden oldular. Akabinde yerlerine mülakat ile onlarca yeni idareciyi göreve başlattılar. Eğitimde geldiğimiz nokta nedir? Kalite artışımız nedir? Geleceğe dair hangi yeni adımları attık?

Maalesef geçen bir yıllık zaman zarfında geldiğimiz noktayı bugünlerde yaşadığımız ilimizdeki norm fazlası öğretmen açıkları yeterince açıklamaktadır. İlimizde onlarca öğretmenimiz norm fazlası durumundadır. Ancak bu durumun sorumlusu olarak hiç kimse kendisini görmek istememektedir. Okullarda yapılan norm güncellemelerinin her okulda farklı yapıldığı ve maalesef yönetmeliğin okunmasının farklılığından kaynaklanan sorunlar 20 Kasım tarihi itibariyle başlayan norm fazlası öğretmenlerimizin tercih işlemleri sonrasında bir çok öğretmenimizin mağdur olmasının yanında öğretmen değişikliği sebebiyle onlarca öğrencinin de mağduriyetine sebep olacaktır. Bu konunun da yakın takipçisi olacağımızın ve mağduriyetlere sebep olan yöneticilerle ilgili her türlü hukuki süreci başlatacağımızın bilinmesini isterim.

Geçtiğimiz 2014 yılı itibariyle görevden alınan yöneticilerimizin mahkeme süreçlerinde 06 Ekim 2015 tarihinde yayımlanan yeni yönetici görevlendirme yönetmeliği ve akabinde Bakanlığımızın Hukuk Müşavirliği tarafından illere gönderilen görüş yazısı evlere şenlik işlere sebep olmaktadır. Kamuoyunun yakından takip ettiği konuda 10 Haziran 2014 tarihli yönetici görevlendirme yönetmeliği ile birlikte 2014 yılı Temmuz ayı içerisinde eğitim yöneticileri değerlendirme süreci başlamış ve sonrasında onlarca yöneticimizin görevine son verilmiştir. Süreç, yöneticilerimiz tarafından mahkemeye taşınmıştır. Mahkeme konusu, değerlendirme yapılan kriterlere EVET ya da HAYIR olarak yapılan puanlamaya itirazdan ibarettir. Nihayetinde mahkeme de yapmış olduğu inceleme sonucunda EVET verilen kritelerle ilgili sorun olmadığı, HAYIR ile puanlandırılan kriterlerle ilgili değerlendiricilerin somut bilgi ve belgeye dayalı olmayan puanlamalar yaptıklarına dikkat çekmiştir. Mahkeme kararlarına istinaden yapılan yeniden puanlamalarda ilimizde en son yaklaşık 90 yöneticimiz geçer puan olan 75 puanın üzerine çıkarak görevlerine geri dönmüşlerdir. Görevine dönemeyen yöneticilerimizin mahkeme süreçleri devam ederken Danıştay kararı sonrası yayımlanan 06 Ekim tarihli yeni yönetici görevlendirme yönetmeliği ve akabinde 12 Ekim tarihli Hukuk Müşavirliği yazısı ile birlikte süreç farklı bir mecraya taşınmıştır. Mahkeme kararı ulaşan yöneticilerimize yeniden puanlama yerine Milli Eğitim tarafından mülakat yapılacağı yönünde yazılar gönderilmektedir. Bu şekilde mahkeme kararının uygulanmış olacağı gibi tuhaf, tuhaf olduğu kadar da traji komik olaylar yaşanılmaya başlanmıştır. Mahkeme konusu değerlendirmede verilen HAYIR puanları iken, konunun yöneticilik gibi algılanması ve buraya çekilme gayretleri kabul edilebilir değildir. Hukuk ilkeleri ile ne kadar bağdaşmaktadır, kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum.

Milli Eğitim sistemimizin nasıl işlediğine en güzel örnek ise sanırım kamuoyunda Uzman Öğretmenlik olarak bilinen Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yükselme Yönetmeliği sonrasında yaşananlardır. 13.08.2005 tarih ve 25905 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan yönetmelik sonrasında bir kez yapılan sınav sonrasında Uzman ya da Başöğretmen unvanı kazanan arkadaşlarımızın dışında Milli Eğitim yetkililerince yapılmış herhangi bir iş ve işlem bulunmamaktadır. Maalesef aradan geçen zaman zarfında konu unutulmaya yüz tutmuştur. Yönetmelik’te geçen Sınav ve protokol başlığı altında yer alan “ Madde 13- Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme sınavı, yılda bir defa olmak üzere ÖSYM'ce yapılır.” İbaresi gereği yapılması gereken sınav neden yapılmamaktadır?

Şube Başkanı Demir, konuşmasının sonunda katılımcılara teşekkür etti.



21.11.2015 tarihinde eklendi ve 1,887 kez okundu.
YORUM EKLE
YORUMLAR
Türk Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Web Sitesi
GAZİLER CADDESİ ETİLER MAH. NO:28 KAT.6 BASMANE-KONAK/İZMİR
0 232 445 14 36